Soma’da “Kömürden Sonra”

İzmir ve Ege Bölgesi’nin güncel sorunlarını ele alan ve bu sorunlara mantık çerçevesinde bir çözüm getirmeye odaklanan Yenigün Söyleşilerinin üçüncüsü 31 Ocak 2026 tarihinde, Soma’da gerçekleşti. Gerçekleştirilen söyleşinin başlığı “Kömürün Ötesi: Adil Dönüşüm ve Yaşanabilir Kent Arayışı” olmak üzere; kömür, maden faciaları ve işçi katliamları gibi birçok konu ele alındı. Bunun yanı sıra, Soma gibi maden faciaları ve işçi katliamlarının gerçekleştiği diğer bölgelerde maden dışında alternatif bir yaşam ihtimalinden söz edildi. Birçok konuyu ele alan bu söyleşide, adil bir dönüşümün mümkün olduğu açıkça ifade edildi.

Söyleşiye İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) meclisi gönüllüsü ve akademisyen Aslı Odman, Sabancı Üniversitesi’nden İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Onur Akgül, Somalı Emekli Edebiyat Öğretmeni Şadiye Ateş, Sosyal Haklar Derneği Ege Bölge temsilcisi Zeyyat Usalp, Mekanda Adalet Derneği (MAD) programı uzmanı Hülya Çeşmeci, Kadir Has Üniversitesi Öğretim Görevlisi Coşku Çelik, gazeteci yazar ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ve Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve bölgeden gelen yurttaşlar katıldı. Programın birinci oturumunda Aslı Odman, Onur Akgül, Şadiye Ateş ve Zeyyat Usalp konuşmalarını gerçekleştirdi. İkinci oturumunda ise Hülya Çeşmeci, Coşku Çelik ve Faruk Bildirici konuşmalarını gerçekleştirdi. “Kömür madenleri kapatıldığında insanlar ne yapacak?” sorusuna yanıt aramak üzerine yapılan söyleşide Soma Belediye Başkanı Sercan Okur şu sözleri ifade etti:

“Soma termik santrale de kömür üretimine de mecbur değil.

“Paris İklim Anlaşmasının gereğini maalesef yapamadık. Soma, kömür üretiminden çıkarsa göçle gelen insanların geleceği ne olur ile ilgili hükümet tarafından planlanmış bir eylem planı yok. Resmi bir hareket planı yok. Bunun sıkıntısı içindeyiz.”

“Soma termik santrale de kömür üretimine de mecbur değil. Bizi buna mecbur bırakan bir hükümet var. Hâlâ termik santrale filtre taktıramadık, ama sorumsuzca kapansın da diyemiyoruz. Buradan üretilen buharla vatandaşlarımız ısınıyor. Binlerce işçi çalışıyor. Evinde ısınan 42 bin vatandaşın geleceğini soru işaretinde bırakıyorsunuz. Çok titizlikle çalışılması gereken bir süreçteyiz. Yerel yönetim olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Turizmde gelişebiliriz. Çok iddialıyım.”

Soma’nın Ağır Yükü

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) meclisi gönüllüsü ve akademisyen Aslı Odman, “Soma’nın Ağır Yükü: İnsanın Bedeninden Çevrenin Bedenine Yavaş Ölüm ve Mücadele” başlığı adı altında iş cinayetleri, ekokırım ve işçi baskısı ilişkili konulardan bahsetti. Manisa’da 2023’ten bu yana yaklaşık 40.000 futbol sahası büyüklüğünde alanın ihaleye çıkarıldığını belirten Odman, doğa ve politika arasındaki ilişkiyi şu sözlerle belirtti:

“Nasıl ki adaletsiz, tepeden inme, küresel meta ekonomilerinin ve şirket-devlet kararlarının sonucu olarak Soma Havzası tütün ağırlıklı tarımdan kömüre, termiğe ve sera işçiliğine geçti, yine dönüşecek.” “Demek ki iktisadi faaliyet ve toplumsal formasyon dönüşümleri doğal olan, adaletli ve eşitlikçi bir dönüşüme doğru yönlendirilmesi ile ‘doğal’ değil, bir tercih ve politik mücadele alanı.”

Odman, Soma Havzasında; altın, kömür, kuvars, feldspat gibi özellikle 4’üncü grup maden ocaklarının 1. derece fay hattı üzerinde olduğu hatırlatarak, işçi katliamlarına ve ekokırıma yol açmasından bahsetti.

Adil geçiş işsizlik demek değildir.

Sabancı Üniversitesi’nden İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Onur Akgül, “İklim Değişikliği ve Enerji Politikaları” başlığı altında fosil yakıttan çıkış ve enerji politikalarından bahsetti. Sera gazı emisyonlarına, sektörler arasında en çok maden sektörünün kaynak olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin her türlü iklim kırılganlığı altında olduğunu belirtti. Bu ifadelerini 2020’den 2025’e kadar en az 5.770 tane aşırı iklim olayının gerçekleştiğini belirterek destekledi. Bu konuların yanı sıra, adil geçiş kavramını şu sözlerle açıkladı:

“Nihayetinde adil geçiş derken planlı, öngörülü, nereye gittiğinin bilindiği, herkesin söz hakkının olduğu ve adaletsizlik koşullarının ortadan kaldırıldığı bir durumdan bahsediyoruz. Adil geçiş işsizlik demek değildir. Bir anda kömür termik santralleri ve madenlerin kapılarına kilit vurulması değil, ortak planlama meselesidir.

Kendimi tütün tarlasında Yeşilaycı gibi hissediyorum

Somalı emekli edebiyat öğretmeni Şadiye Ateş, “Yarayı Tanımak, Umudu Kurmak” başlığının “Yarayı Tanımak” kısmına odaklanarak, kendi deneyimlerini Somalı bir vatandaş olarak aktardı. Soma’da bulunan termik santralin kapatılmasına dair Ateş, şu ifadeleri kullandı:

“Biz termik santraller kapatılsın diyemiyoruz çünkü Soma’da yaşıyoruz. Çünkü olumsuzluk yaşayacağımızı biliyoruz. Ama açık kalsın da diyemiyoruz çünkü geleceği düşünüyoruz. Bu anlamda kendimi tütün tarlasında Yeşilaycı gibi hissediyorum.”

Bu sözlerin yanı sıra, Soma’da bulunan termik santral ve çimento fabrikasının etkisiyle oluşan hava kirliliğinden dolayı kanser hastası olan aile bireyleri ve tanıdıkları olduğunu belirtti. Ateş, Soma’daki hava kirliliği hakkında şu sözleri sarf etti:

“Havasından dolayı Soma’yı sevmeyenler var ama ben Soma’yı seviyorum ve nefes alınabilir bir yer olmasını istiyorum. Buradaki insanların tarım ve hayvancılık gibi şeylerle geçimlerini sağlayabilecek işleri olsa madenin kapısından geçmez.”

Umuttan vazgeçemeyiz

Sosyal Haklar Derneği Ege Bölge Temsilcisi Zeyyat Usalp, aynı “Yarayı Tanımak, Umudu Kurmak” başlığının “Umudu Kurmak” kısmına odaklandı. “Umut” kavramına vurgu yapan Usalp sadece Soma için değil, geleceğin kendisine dair umut beslemekten ve mücadele etmekten şu şekilde bahsetti:

“Bir gelecekten bahsediyorsak, ‘umut’ hep olmak zorunda. Bugün salondaki çok sayıda genç umutlu olmamız için yeterli ve en büyük sebep. Soma ve hepimizin geleceği için mücadele etmekten de umuttan da vazgeçmemeliyiz”

Bu sözlerin yanında, çiftçiden de bahseden Usalp, çiftçinin umudun çoğu insandan farklı olarak hava, su ve toprak olduğunu ifade etti. Ayrıca, bu konudaki kişisel umudunun ve mücadelesinin de Soma Termik Santrali’nin kapatılması olduğunu belirtti.

Planlamaya ihtiyaç var

Söyleşinin ikinci oturumuna ise Mekânda Adalet Derneği (MAD) programı uzmanı Hülya Çeşmeci’nin “Madencilik Sonrası Senaryolar” başlığı altında Ermenek’i örnek vererek yaptığı konuşmasıyla başlandı. Çeşmeci, madenciliğinin hem erken emeklilik ve emek piyasasına giriş gibi olumlu yönlerinden hem de hak ihlali, meslek hastalığı ve meslek ölümleri gibi olumsuz yönlerinden, ayrıca madenciliğin olumsuz yönlerinin olumlu yönlerine kıyasla daha fazla olduğunu belirtti. Ermenek’te yaşanan facia sonrası kömürden elektrik üretiminin belli bir süre %33 azaldığını belirten Çeşmeci, Ermenek’teki faciadan sonra orada yaşananları şu şekilde ifade etti:

“Ermenek’te bundan sonra turizm yapsın diyorlar, sonra devasa bir stat yapılıyor. Sonra feribotla kanyon turu gündeme geliyor. Çağrı merkezi açılıyor, şive nedeniyle o da olmuyor. Bu süreçte muazzam bir kamu yatırımı heba oluyor. İnsanların borçları katlanıyor ve Ermenek bu dönemde döneminin en büyük göçünü veriyor. Binlerce kişi yeniden madencilik yapabilmek için Türkiye’nin dört bir yanına gidiyor. Yerel ekonomi belirgin bir şekilde azalıyor. Nakliyeden inşaata birçok sektör bitiyor. Bürokratik temsiliyetleri de azaldığı için yatırım getirme olanakları kalmıyor. Yerel yatırımcılar kendilerine yer bulabilirken meselenin muhatapları yalnız kalıyor.”

Bu sözlerin ardından, adil geçişle ilgili şu sözleri söyledi: “Bir mekanizmaya, planlamaya, mevcut durumun belirlenmesine, sendikalılığın artmasına, işçilerin yasalarla korunarak temsil edilmelerine ihtiyaç var.”

Soma’da adil dönüşüm mümkün

Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlisi ve Sosyal Haklar Derneği Yürütme Kurulu Üyesi Coşku Çelik, “Soma’da Adil Dönüşüm Mümkün Mü?” başlığıyla Soma’da gerçekleşebilecek olan adil dönüşüm imkanlarından bahsetti. Çelik, kömürden çıkışın konuşulması gerektiğini savunarak kömürden çıkışın sadece bir teknik mesele olmasından ziyade toplumsal bir mesele olduğunu belirtti. Geçmişte bu konuyla ilgili Soma’da yaşananları şu sözlerle özetledi:

“2000’lerde Havzadaki tarımsal üretim biçimleri çözüldü, küçük ölçekli üretici yoksullaştı ya da mülksüzleştirildi. Diğer kömür havzalarının göç aldı. Tüm bunlar devletin yukarıdan aşağı kalkınma stratejisiydi. Bu da Soma’da bir ikilik yarattı. Bir yandan toprağın suyun ve yaşam alanlarının kaybı pahasına madencilik genişlerken diğer yandan tarımdan koparılan haneler için maden tek düzenli gelir olanağı oldu.”

Adil dönüşümün Soma’da yalnızca kömürden çıkışla ilgili olmadığı, alternatif bir düzen getirilmesi olduğunu ve adil dönüşümün gerçekleşmesi şartını şu sözlerle belirtti:

“Adil geçiş, piyasanın kendiliğinden çözüm üretmesini beklemek değildir ve kemer sıkma politikalarıyla birlikte de yürütülemez. Adil dönüşümün gerçek zemini yaşamın ve geçimin metadışılaşmasıdır. Yani Soma’da adil dönüşüm yalnızca kömürden çıkış meselesi değil yaşamın ve geçimin bütünüyle piyasanın insafına bırakıldığı düzen yerine alternatif bir düzen getirilmesiyle mümkündür. Bu şartlarda Soma’da adil dönüşüm mümkün.”

Adil geçiş meselesi piyasanın şartlarına bırakılmadan ve sadece merkezi hükümetten ziyade yerel yönetimin, kamucu anlayışın ve sosyal politikaların da öncülük etmesinin gerekliliğini vurguladı.

Doğru bilgi ve şeffaflık önemli

Gazeteci yazar ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, “Adil Dönüşüm Çerçevesinde Medyaya Soma Algısı” başlığıyla Soma’nın medya üzerindeki algının yanlış habercilikle ilişkisini şu sözlerle açıkladı:

Şirket bazında olduğunuzda güç odaklarının önünde eğilirsiniz. Maalesef böyle bir şey doğdu. Böyle bir gazetecilik varken Soma’da biz ne gördük? Soma maalesef bir facia ile anılıyor, topluma Soma’yı hep böyle anlattık.” Bildirici, ardından Soma belediye başkanı Sercan Okur’a, bu konuda önemli olanın doğru önlem ve projeler geliştirilmesi gerektiğini şu şekilde ifade etti:

“Bu algıyı değiştirmek için medyanın çabası da yok. O nedenle iş sizlere düşüyor. Birtakım projeler geliştirmek lazım. Bu konuda hem biz gazetecilere hem de sizlere görev düşüyor.” “Yanlış projelere büyük paralardan ziyade küçük ve doğru projelere daha ufak bütçeler ayırmak daha önemli. Bu toplantı da bu çabanın bir örneği. Bir çaba varsa sonuç alınır. Çaba yoksa teslim olmuşsunuz demektir.”

Bildirici, son olarak adil dönüşüm üzerine daha fazla odaklanılması gerektiğini, bu adil dönüşüm için de doğru bilgi, şeffaflık, taleplere açıklık noktasında gazetecilerin de görevlerini uygun bir şekilde yapmaları gerektiğini vurguladı.

Sosyal Haklar Derneği’nin, Soma Belediyesinin ve Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleşen Yenigün Söyleşilerinin üçüncüsü değerli isimlerin katılımlarıyla anlam buldu. Başlığı “Kömürün Ötesi: Adil Dönüşüm ve Yaşanabilir Kent Arayışı” olan bu söyleşide adil geçişten kömürden çıkışa, umudu beslemekten maden sektörünün özelliklerinekadar birçok konu ele alındı. Hem katılımcıların hem de konuşmacıların söz hakkına sahip olduğu bu söyleşide, Soma ve Soma gibi maden kentlerinin tek ekonomik kaynağının kömür olmamasının gerekliliği vurgulandı. Kömürden çıkış, ekolojik yaşam hakkının gerekliliği, bunun için gerçekleştirilebilecek alternatif ekonomik modellerin konuşulduğu söyleşinin bir ilk olmasının önemi ve geleceğe bir perspektif sunduğu ifade edildi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.