Katliamın değil katledilenlerin ailelerin yanında olun

Çok uluslu bir maden şirketi, ülkemiz topraklarından altın çıkarmak için 9 işçimizi ve coğrafyamızı katletti. Daha bu katliamların sorumluları yargılanmadan, aynı katliamların yeniden yaşanmaması için hiç bir adım atılmamışken, siyasi parti temsilcilerinin yan yana dizilip açıklama yapması en basit tanımıyla akıl tutulmasıdır. Mücadeleye ve katledilen işçilerin ailelerine omuz vermek yerine bu tür bir açıklama yapmak ancak yeni katliamlara yol açar. Siyasi partileri çok uluslu şirketlerin katliamlarının arkasından çekilip, katledilen işçilerin ailelerinin yanında durmaya çağırıyoruz.

Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te Çöpler Altın Madeni’nde göz göre göre geldiği resmi evraklarla kanıtlı bu katliam 9 can aldı. Depolanan siyanürlü toprak yığını heyelana dönüşerek 10 milyon m³ siyanürlü kütle 200 metrelik bir yamaçtan saniyede 10 metre hızla hareket ederek 800 metre kaydı ve 300 dönümlük bir alana yayıldı. 9 işçi hayatını kaybederken, bir yandan da bu tehlikeli maddenin yayılmasıyla bölgede zaten siyanürlü altın çıkarma nedeniyle yaşanan çevresel etki, bambaşka bir tehdit haline dönüştü.

Bu alan daha önce yaşanan benzeri olaylarla hep diken üstündeydi, gözler de hep bu madenin üzerindeydi. Ancak kasıtlı göz ardı edildi.

Türkiye Barolar Birliği tarafından Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flotasyon Tesisi Projesi Sahasının felaket riski taşıdığı, deprem riski, su kaynakları ve nehirlerin korunması bakımından bilimsel gerçeklere aykırı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca ÇED Olumlu kararı verildiği, Proje sahasının Türkiye’nin en büyük su toplama havzasına sahip Fırat Nehri’ne sadece birkaç yüz metre uzaklıkta, Munzur dağları ekosistemi içerisinde bulunduğu, kirliliğin tüm ekosisteme ağır hasarlar vereceği; hava, su, toprağın ağır metaller ve kimyasallarca yavaş yavaş zehirleneceği” uyarısında bulunulmuştu. Tüm yetkililere ve kamuoyuna çağrıda bulunularak, gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması istenmişti.

Üretimin sürekli artırılması, personelin işten çıkarılması ve teşvik primlerinin yükseltilmesi gibi eylemler riski artırdı ve bu durum suç vasfını “olası kast” seviyesine taşıdı. Bu kapsamda, tüm diğer örnekler gibi şirketin kâr baskısı, toplu bir olası kast iradesi yaratmış oldu. Ölden 9 işçiden Uğur Yıldız’ın ailesinin Avukatı ve Sosyal Haklar Derneği Yürütme Kurulu Üyesi Akçay Taşçı, “Şirketin 2015-2018 yıllarından itibaren üretim hedeflerinin ve üretim sonuçlarının dosyaya kazandırılması, dosyadaki tüm sanıkların sorgularının bizzat mahkeme huzurunda alınması” taleplerinde bulundu. Taşçı bu bilgilerin olası kast unsurunun tespiti için hayati önem taşıdığını belirtiyor. Zira katliamdan önceki süreçte şirket uyarılmasına rağmen kapasite artışı yapmaya devam ediyor. Kapasite artışını ortaya koyan bu izni veren bakanlık göz yumuyor. Çalışma Bakanlığı sözde bir denetim yapıyor ama hiçbir tespitte bulunmuyor.

Tüm bu koşullarda bu madeni işleten ve işletilmesine göz yumanlar, yargı sürecini de hiçe sayarak bugün Erzincan’ın yaşadığı ekonomik sorunlara işaret ederek madenin yeniden açılması için yandaş medyayla kamuoyu yaratmaya çalışıyor. Bu yetmezmiş gibi ilin tüm siyasi parti temsilcileri, tüm bu gerçekliği vatandaşa anlatıp, madencilik, emek ve ekonomi politikalarında radikal bir çözüm talep etmek yerine, yan yana dizilerek madenin yeniden açılması yönünde basın açıklaması yapma yoluyla vahşi sermayenin kanlı yüzüne perde olamayı seçiyor.

Tüm bu süreçte, şirket yetkilileri sözde yargılanırken, Çalışma Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Şehircilik Bakanlığından bir tek sorumlu ne istifa etti, ne de yargılamaya tabi oldu. Katliamdan bugüne adalet oyalanırken, Çöpler Altın Madeninin iş koşullarında nasıl bir düzelme oldu; ülkenin vahşi madenciliğe bakış politikalarında toplum yararına nasıl bir reform gerçekleştirildi; ve Erzincan gibi ‘altın’dan çok üstü değerli tarım arazileri ve sulak alanlarla kaplı bir ilin ekonomisinin farklı şekilde ele alınması için nasıl bir çalışma yapıldı da şimdi bu madenin yeniden açılması ve yeni canlar için tehdit oluşturmaya devam etmesi isteniyor.

Çok uluslu bir maden şirketi, ülkemiz topraklarından altın çıkarmak için 9 işçimizi ve coğrafyamızı katletti. Daha bu katliamların sorumluları yargılanmadan, aynı katliamların yeniden yaşanmaması için hiç bir adım atılmamışken, siyasi parti temsilcilerinin yan yana dizilip açıklama yapması en basit tanımıyla akıl tutulmasıdır. Mücadeleye ve katledilen işçilerin ailelerine omuz vermek yerine bu tür bir açıklama yapmak ancak yeni katliamlara yol açar. Siyasi partileri çok uluslu şirketlerin katliamlarının arkasından çekilip, katledilen işçilerin ailelerinin yanında durmaya çağırıyoruz.

Duruşma 6 Ocak 2026 tarihine ertelendi.

Leave a Reply

Your email address will not be published.