Birinci nesil haklar olarak adlandırılan medeni ve siyasal haklar, modern insan hakları rejiminin tarihsel çekirdeğini oluşturur. Bu haklar, mutlak monarşilere, keyfi yönetime ve dinsel-siyasal tahakküme karşı yürütülen siyasal mücadelelerin ürünü olarak ortaya çıkmış; 18. yüzyıl devrimleriyle anayasal güvenceye kavuşmuş ve 20. yüzyılda uluslararası insan hakları hukukunun bağlayıcı normları haline gelmiştir. Bu makale, birinci nesil hakların ortaya çıkışını tarihsel ihtiyaçlar, hak mücadeleleri ve hukuksal kurumsallaşma süreçleri bağlamında incelemekte; ayrıca bu hakların sınıfsal ve yapısal sınırlarını eleştirel bir perspektifle tartışmaktadır.
Birinci nesil haklar, bireyin devlet karşısındaki özgürlük alanını koruyan ve esas olarak devlete müdahale etmeme yükümlülüğü yükleyen haklardır (Donnelly, 2013). Bu haklar, modern anlamda bireyin siyasal ve hukuksal özne olarak tanınmasının ürünüdür ve tarihsel kökenleri, erken modern dönemin mutlakiyetçi rejimlerine karşı gelişen liberal-burjuva devrimlerine dayanmaktadır. Bu bağlamda birinci nesil haklar, yalnızca evrensel bir ahlaki ilerlemenin değil; belirli tarihsel koşullarda yükselen sınıfların, özellikle burjuvazinin, siyasal ve ekonomik taleplerinin hukuksal ifadesi olarak da değerlendirilmelidir (Hunt, 2007). 17. ve 18. yüzyıl Avrupa’sında siyasal iktidar, mutlak monarşiler tarafından yoğunlaşmış; keyfi tutuklama, sansür, dinsel baskı ve hukuki güvenceden yoksun cezalandırma yaygın uygulamalar olmuştur (Tilly, 2004). Bu koşullar, bireyin hukukun öznesi değil, iktidarın nesnesi olduğu bir düzen üretmiştir. Bu yapıya karşı geliştirilen temel talep, siyasal iktidarın sınırlandırılması ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesidir. Bu talep, zamanla bireysel özgürlüklerin anayasal güvence altına alınmasını hedefleyen bir hak söylemine dönüşmüştür (Ishay, 2008)
Birinci nesil hakların kuramsal temelleri, Aydınlanma düşüncesi ve doğal haklar teorileri tarafından atılmıştır.
Locke, bireyin yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarını doğal haklar olarak tanımlamış; bu hakların siyasal iktidarın kaynağı ve sınırı olduğunu savunmuştur (Locke, 1689/1988). Montesquieu’nun kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Rousseau’nun halk egemenliği anlayışı, bireyin siyasal statüsünü yeniden tanımlayan temel katkılar sunmuştur (Montesquieu, 1748/1989; Rousseau, 1762/1997). Bu düşünsel çerçeve, hakları hükümdarın bağışı olmaktan çıkararak bireyin doğuştan sahip olduğu statüye bağlamıştır.
Birinci nesil hakların pozitif hukuka girişi, belirli tarihsel devrimlerle gerçekleşmiştir. İngiltere’de Habeas Corpus Act (1679) ve Bill of Rights (1689), keyfi tutuklamaya karşı kişi özgürlüğünü ve parlamenter denetimi güvence altına almıştır (Dicey, 1915). Amerikan Devrimi ile Virginia Haklar Bildirgesi (1776) ve ABD Anayasası’na eklenen Bill of Rights (1791), ifade özgürlüğü, adil yargılanma ve din özgürlüğü gibi temel hakları anayasal statüye kavuşturmuştur (Amar, 1998). Fransız Devrimi’nin ürünü olan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (1789), yaşam, özgürlük, güvenlik ve baskıya karşı direnme hakkını evrensel ilkeler olarak formüle etmiştir (Hunt, 2007). İkinci Dünya Savaşı sonrasında insan hakları, yalnızca ulusal anayasal güvenceler olmaktan çıkarak uluslararası hukukun konusu haline gelmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (1948), AİHS (1950) ve ICCPR (1966), birinci nesil hakları evrensel ve bağlayıcı normlara dönüştürmüştür (Alston & Goodman, 2013). Eleştirel literatür, birinci nesil hakların tarihsel olarak ilerici olmakla birlikte, biçimsel eşitliğe dayalı yapısı nedeniyle maddi eşitsizlikleri görünmez kılabildiğini vurgular (Marks, 2011). Bu nedenle, medeni ve siyasal hakların fiilen kullanılabilmesi, sosyal ve ekonomik haklarla tamamlanmalarına bağlıdır.
Birinci Nesil İnsan Hakları, “Mavi Haklar” olarak da adlandırılır.
Birinci Nesil Haklar Şöyle Sıralanabilir:
Yaşam Hakkı
Keyfi infazlar ve siyasal idamlar karşısında gelişen yaşam hakkı, modern ceza hukukunun sınırlandırılmasıyla kurumsallaşmıştır. Günümüzde bu hak, AİHS md. 2 ve ICCPR md. 6 ile güvence altındadır (European Court of Human Rights, 2022).
İşkence ve Kötü Muamele Yasağı
Beccaria’nın ceza hukuku eleştirileri, işkencenin meşruiyetini sarsmış; bu yasak AİHS md. 3 ve BM İşkenceye Karşı Sözleşme ile mutlak bir norm haline gelmiştir (Nowak & McArthur, 2008).
Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği
Habeas Corpus geleneği, keyfi tutuklamaya karşı tarihsel bir güvence oluşturmuş; bu hak AİHS md. 5 ve ICCPR md. 9 ile uluslararası düzeyde bağlayıcı hale gelmiştir.
Adil Yargılanma ve Masumiyet Karinesi
Gizli ve keyfi yargılamalara karşı geliştirilen bu ilkeler, AİHS md. 6 ve ICCPR md. 14 ile kurumsallaşmıştır.
İfade, Din, Toplantı ve Örgütlenme Özgürlükleri
Sansür ve siyasal baskıya karşı gelişen bu özgürlükler, AİHS md. 9–11 ve ICCPR md. 18–22 ile uluslararası normlara dönüşmüştür.
Seçme ve Seçilme Hakkı
Genel oy hakkı mücadeleleri ve kadınların oy hakkı hareketleri, siyasal katılımın genişlemesini sağlamış; bu hak ICCPR md. 25 ile güvence altına alınmıştır.
Kaynakça
Alston, P. & Goodman, R. (2013). International Human Rights. Oxford University Press.
Amar, A. R. (1998). The Bill of Rights. Yale University Press.
Dicey, A. V. (1915). Introduction to the Study of the Law of the Constitution. Macmillan.
Donnelly, J. (2013). Universal Human Rights in Theory and Practice. Cornell University Press.
European Court of Human Rights (2022). Guide on Article 2 of the European Convention on Human Rights.
Hunt, L. (2007). Inventing Human Rights. W. W. Norton.
Ishay, M. (2008). The History of Human Rights. University of California Press.
Locke, J. (1689/1988). Two Treatises of Government. Cambridge University Press.
Marks, S. (2011). Human Rights: A Very Short Introduction. Oxford University Press.
Montesquieu (1748/1989). The Spirit of the Laws. Cambridge University Press.
Nowak, M. & McArthur, E. (2008). The United Nations Convention Against Torture. Oxford University Press.
Rousseau, J.-J. (1762/1997). The Social Contract. Cambridge University Press.
Tilly, C. (2004). Contestation and Democracy in Europe. Cambridge University Press.

Eleanor Roosevelt, Kasım 1949’da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin İngilizce versiyonunu elinde tutuyor. Kaynak Wikipedia
Leave a Reply